ÇOCUKTA FARKEDİLME SORUNU Çocukta Fark Edilme Sorunu Full view

ÇOCUKTA FARKEDİLME SORUNU

Anne-babalar, çocuklarının sevecen ve canlı olmalarını isterler. Ama gelin görün ki çoğunlukla kendilerine düşenin yapılmadığı görülür. işin en tuhafı da çocuklarının istedikleri gibi olmadıklarında bütün sorumluluğu onlara yüklemiş olmalarıdır.

Çiçek özen ister Oysa anne-babalar, saksı metaforundan yararlanarak çocukları hakkında neler yapmaları gerektiğini bir pedagog olmadan da az çok bilebilirler. Evinde saksısı olmayan çok az aile vardır. Saksı evlerin süsüdür ve neredeyse aile bireylerinden biri sayılır. Havalandırırız, su veririz, gübreleriz ve zararlı parazitlerden onu koruruz; bu konuda pek de ihmalci davranmayız. Bunlar olmazsa olmaz olan fiziksel bakımdır. Bunun dışında bir de saksının manevi bakımı vardır. Bu çoğunlukla savsaklanır. Nedir bu? Onu sevmek, onunla konuşmak ve gerektiğinde nazik bir şekilde saksıdaki çiçeği okşamak …

İşin özeti saksıdaki çiçek, bizden fiziksel bakım yanında sevgi ve ilgi de beklemektedir. Her sabah konuştuğunuz ve ilgilendiğiniz çiçekle yalnız ona fiziksel bakım yaptığınız çiçek arasında alımlılık açısından çok fark görürsünüz. Çiçek de bir canlıdır. Sevgi ve ilgiden hoşlanmayan bir varlık yoktur aslında.

Ya çocuk!

Buradan çocuğumuza geçebiliriz. Kaldı ki çocuğumuz bir insandır, ama küçük bir insan, duyguları ve bizimle iletişim kuracak donanımlarıyla yarının büyüğü olacak insan. Saksıdan daha çok özenilmesi gereken bir muhatabımızdır. Çocuksuz aileler boştur ve anne-babalarsa moralsizdir. Çocuk bir aile için çok şeydir; ülkeler için gelecektir ve milletler için güvendir. Tüm yatırımların çocuklar için yapıldığını söylesek yanılmış olmayız. Böyle bir varlık olan çocuğumuz için anne-baba ne mi yapar? Her şeyden önce onlardan hiçbir şey esirgemez. “Kim için yaşıyorsun?” diye sorulacak bir soruya her anne-babanın vereceği gerçekçi cevap “çocuğum için yaşıyorum” cevabından başkası olamaz.

Çocuğun biri maddi ve diğeri manevi olmak üzere iki tür bakımı var. Bedeninin değişik hastalıklara karşı bağışıklık kazanmasını sağlayan maddi bakımsa, en az bedeni kadar önem arz eden duygu dünyasının gıdası, ilacıysa manevi bakımdır. Bunlardan birini eksik yaparsak ya hemen ya da ileriki çağlarda bunun zararlarını görürüz. Özellikle manevi bakımdan mahrum bırakılan çocukların rahatsızlıkları daha sonraki yaşlarda patolojik olarak yoğunca karşımıza çıkar. Bu hem kendilerinin hem de çevresindekilerin cehennemi demektir.

İlle de manevi gıda

Çocuğun maddi bakımının başında anne sütü gelir ya da anne sütü yoksa onun türevi. Sonra gelense onun uykusu, temizliği ve giyimidir. Bunlar çocuğun fizyolojik ihtiyaçlarıdır. Çoğunlukla anne ya da bakıcılar bu konuda duyarlı sayılabilirler. Bir de bunlar kadar önemli olan onun manevi gıdasıdır ki bu da sevgi ile ilgidir. Annenin kokusu, kucağı ve tatlı sesi; çocuğun en az anne sütü kadar değerli olan bir gıdadır.

Henüz yeni doğmuş bebek bile anne kokusunu alır ve onun sıcak kucağının güvencesinde rahat eder. Hayvan yavrularında da bu özelliği görebiliriz. Özellikle bebek bir iki yaşına kadar annenin sevgi ve ilgisini bolca almalıdır; annenin sevgisine doymalıdır.

Sağlıklı anneler, yani patolojileri olmayan anneler, onlara gösterdikleri özenle çocuklarına çok şey verirler. Onların terbiye ve bakımında yetişen çocuklar yalnız çocukluklarında değil yetişkinliklerinde de son derece sağlıklı bir hayat geçirirler. Bu sağlıklı çocuklar yalnız kendileri ve aileleri için değil, aynı zamanda çevreleri, ülkeleri için de faydalı birer unsur olurlar. Ulkelerin geleceğine ışık tutan bu sağlıklı yetişen jenerasyondur.

Sağlıklı çocuk

Sağlıklı çocuk, çocukluğun hiçbir döneminde annebabaya sıkıntı vermez. Yemeğini, uykusunu ve dinlenmesini zamanında giderir; herhangi bir direnmede bulunmaz. Hiçbir sağlıklı anne de, annelik duygusundan kaynaklanacak ki sağlıklı çocuğunun hizmetinden usanmaz. Ne denli derin uykuda da olsa çocuğunun en küçük sesi üzerine hizmetine yetişmemezlik etmez. Çocuğuna bakım anneye de bir gıda gibi gelir. Yemez yedirir, uyumaz uyutur ve giymez giydirir sözleri anne için söylenen şefkat ve fedakarlığı yansıtan sözlerdir.

Ama anne ile çocuk arasındaki iletişim her zaman sağlıklı yürümez. Çocuğundan şikayet eden annebaba da vardır. Çocuk hasta olur; anne-babayı ciddi anlamda yorabilir. Buna bir şey denilmez. Ancak herhangi bir fizyolojik hastalığı olmadığı halde annebabayı yoran, tedirgin eden ve bazen anne-babanın sabrını taştıran rahatsızlıklar da bulunur ki bu hal, psikologların da dikkatini çekmiştir. Anne-babayı yoran bu rahatsızlıklar ve hatta huysuzluklar nereden kaynaklanmaktadır? Yapı lan araştırmalardan çocuğun en az gıda kadar ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilginin olduğu anlaşılıyor. İşte bu sevgi ve ilgi yetersizliği, çocukta “fark edilme” ihtiyacına sebeptir. Çocuk eğer yemeğini zorla yiyip anne ya da bakıcısına ecel terleri döktürüyorsa, fizyolojik bir hastalığı da yoksa, anne ve bakıcısının sevgiyi vermede cimri olup olmadığına bakmak gerekir. Anne bebeklikten itibaren çocuğuna gerekli sevgiyi vermemiş ve ilgiyi göstermemişse, manevi bakım konusundaki eksikliklerinin gündeme gelmesi uzak bir ihtimal değildir. Bu eksiklik çocukta bir “fark edilme” sorunu ortaya çıkarır; üstelik bu ciddi bir sorundur. Çocuk anne tarafından fark edilip sevilmeli ve “ben her zaman senin yanındayım” güvencesini vermelidir. Çocuk sevgi ve ilgisiz yaşayamaz. Bu eksikliği gidermek için çocuk, hangi yaşta olursa olsun, bir takım çarelere başvurmak zorundadır. Küçük çocuk ne yapabilir? Yapacağı şey, annenin ya da bakıcısının en zayıf tarafını kollaması … Eğer anne ya da bakıcı yemesine eğilip ille de yedirmek için çocuğun üzerine titriyorsa, işte çocuk bakıcısının zayıf yanını öğrenmiş demektir.

Çocuğun asıl sorunu “fark edilme” sorunudur

Genelde anne ve bakıcı çocuğun yemesine önem verir. Yediğinde çocuk için her şeyin iyi gittiğini kabul eder. Çocuk yemiyor, yememeye direniyorsa, kendini öteye beriye vuruyorsa anneyi ciddi endişelendirir. Birçok anne “çocuğum yemiyor” diye çocuğunun bu sorunundan şikayetçi olur. Genelde bu çocukta bir sorun olarak gözükür. Oysa sağlığı yerinde olan bir çocukta yemek yememe gibi bir sorun olmaz; onun asıl sorunu “fark edilme” sorunudur.

Çocukta “fark edilme” sorunu, yine annenin sevgi ve ilgisini ondan esirgemesinden kaynaklanır. Nice anne ya da bakıcı, kendi patolojilerinden ötürü bir gıda kadar önemli olan bu manevi gıdayı veremiyorlar. Bu yüzden hem kendileri hem de çocuk için arkası gelmeyen rahatsızlıklara neden oluyorlar.

Çocuk her yeme vaktini “fark edilme” ihtiyacını karşılamak için fırsat bilir. Çocuk direndikçe, anne ya da bakıcı yemesi için yalvarıp ilgilenmeye başlar; işte bu koşuşturmadan çocuk gıdadan alacağından daha büyük ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiyi fazlasıyla alır; direncini daha çok artırır. Annesi ve bakıcısının ısrarı ne kadar uzarsa çocuğun hoşuna o kadar çok gider. Böylece çocuk, normal yoldan alamadığı sevgiyi bu yoldan gidermeye çalışır. Çoğu anneler sevgideki cimriliklerinin farkında olmadıkları için çocuklarının yemek yememelerini bir sorun olarak görürler. Çocuğu da başkalarıyla kıyaslayarak suçlarlar.

Oyun da çocuğun gıdası

Bu konuda anne-babanın dikkat edeceği nokta, sevgiyi verip vermedikleri, çocukla oynayıp oynamadıkları ve çocuğun bu tür ihtiyaçlarına eğilip eğilmedikleridir. Sorun kendilerinden kaynaklanıyorsa her şeyden önce kendilerini düzeltmeleri, çocuğun libidinal yani sevgi yanına cevap vermeleri gerekir. Yoksa aç olan çocuk “fark edilme” sorunu yoksa yer ve fizyolojik ihtiyaç olduğu için yememeye direnç göstermez.

Çocuk oynarken açlığı hatırına getirmez. Neden? Çünkü oyundan aldığı haz o anda yemekten alacağı hazdan çok fazladır. Çocuğun bu durumunu yakından bilen bir anne, tam oyuna yoğunlaşan çocuğuna olumsuz davranışta bulunmaz ve yemek yemesinde ısrarcı olmaz. Aksine çocuğun agresyonuna sebep olmuş olur. Buysa belki de hayatının sonuna kadar çocukta bir ukde olarak kalır; o anda kalsa neyse, tam aksine hayat boyunca değişik davranışlarla kendini belli ederek sürüp gider.

Anne ve baba bu durumda ne yapmalı?

Anne-baba çocuğunun terbiyesinde önemli bir rol oynar. Çocuğu anne-babasından ayırmak demek, birçok sorunları beraberinde getirmek demektir. Anne-babanın çocuğu konusunda aşağıda belirtilen birkaç asli göreve dikkat etmeleri gerekir:

·Önce kendilerini düzeltmeleri ve çocuklarına karşı sevgide, ilgide ve onları fark etmede daha duyarlı davranmaları önemlidir.

·Çocuğun illa yemesini sağlamak için arkasından koşturmak doğru değildir.

·Zamanında yemek yeme ihtiyaçlarını gidermek için hazırlıkları yerine getirdikten sonra, yememeleri durumunda ısrarcı olunmamalıdır.

·Onlara yalvarıp fark edilmeyi bu yolla giderme kozunu ellerine vermemeye dikkat edilmelidir.

·Çocuk acıktığında yememek gibi bir alternatifi yoktur. Öğün dışı bir şeyler atıştırmaya izin vermek, çocuğun yemek yeme disiplinine aykırı olduğu gibi iştahının da kesilmesine sebeptir.

·Sofraya büyükler gibi onları da oturtmak, aslında yemek yemede onları fark etmek anlamına gelir. Çocuk, büyüklerin yanında kendini büyük görür; bu da çocuğa ilgi duymaktır.

Sonuç: Çocuk çok şeydir

Geleceğe en büyük yatırım çocuktur. Böyle olunca kendimizi çocuğa göre yetiştirmek, onu anlamak ve hele de sevgiyi ondan esirgememek son derece önemlidir.

Yorumlar

yorum

YAZAN Hüseyin Kara

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.