• Ana Sayfa  /
  • 1.Sayı   /
  • ETKİLİ ZAMAN YÖNETİMİ: ZAMAN YÖNETİMİNİN ARİTMETİKSEL DİLİ
ETKİLİ ZAMAN YÖNETİMİ: ZAMAN YÖNETİMİNİN ARİTMETİKSEL DİLİ Etkili Zaman Yönetimi - Zamanın Aritmetiği - Zaman Yönetimi ve Zamanın Aritmetiği Full view

Etkili Zaman Yönetimi ve Zamanın Matematiği

ETKİLİ ZAMAN YÖNETİMİ: ZAMAN YÖNETİMİNİN ARİTMETİKSEL DİLİ

Etkili Zaman Yönetimi – Zaman Yönetiminin Aritmetiksel Dili

“Etkili Zaman Yönetimi” başlıklı bu yazının zihinsel tasarımını yaparken çalışma masamın tam karşısında Salvador Dali’ nin 1931 tarihli, dilimizde “Belleğin Azmi” adıyla bilinen “The Persistence of Time” orijinal isimli tablosu bana bakıyordu. Ünlü sürrealist, diğer bir deyişle, gerçeküstücü ressam Dali’ nin “zaman” odaklı ürettiği eserlerinden en önemlisi, bana bakmanın da ötesinde, üçü zamanı gösteren, birisi akrep ve yelkovanı görünmeyen; üzerinde karıncalar gezinen temasıyla bir şeyler fısıldamaya çalışıyor zamanın ta ötesinden… Kulak verip duyumsamaya, algılamaya, anlamaya çalışıyorum.

Zamanı kavrayamadık; tabi yönetemiyoruz da…

Çağdaş yönetim bilimlerinin “kaynak” tanımlamasıyla üzerinde en çok durduğu konulardan birisidir zaman. Gerek bir malın üretilmesi, gerekse bir hizmetin verilmesi çerçevesinde zamanın rasyonel bir verimlilikle kullanılabilmesi, onun yönetilebilmesi kavramını ortaya çıkarır.

Nakitten daha kıymetli olduğunu hayatın her aşamasında kanıtlayan zaman, geri döndürülemez, kiralanamaz, satın alınamaz, tasarruf edilip çoğaltılamaz bir değerdir.

Peki etkili zaman yönetimi nedir?

İşlerin arzu edilen vakitte tamamlanabilmesi için düzenli ve disiplinli çalışmayla birlikte planlanması demektir.

Çağdaş dünyanın para kadar, hatta çoğu zaman paradan daha önemli bir “kaynak” olarak değersediği zamanın önemini kavramak için şimdi biraz da zamanın aritmetiğine bakalım…

Vakitbank’taki Cari “Zaman” Hesabınız!

Farzedin ki Vakitbank her günün sabahı hesabınıza 86.400 TL nakit yatırmakta. Gün boyunca da istediğiniz miktarda para harcamakta ya da harcamamakta özgürsünüz. Parayı istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Bankanın tek bir şartı var: Harcayamadığınız tutar ertesi güne devredilmeyecek, akşam hesaptan çekilecek. Belirtilen paranın bir miktarını tasarruf ederek saklamanız da mümkün değil. Bir önceki gün yatan paranın tamamını harcamış olsanız ya da tek kuruşunu dahi harcamamış olsanız ertesi sabah hesabınızda gene 86.400 TL bulacaksınız.

Bu kıssanın şöyle bir hissesi var:

Farkında olsanız da, olmasanız da aslında herkesin böyle bir banka hesabı var!

Yukarıdaki örnekten farklı olarak, her sabah hesabınıza yatan nakit değil, “vakit”, diğer bir deyişle “zaman”…

Her sabah 86.400 saniye hesabınıza yatar ve o gün daha fazlasını asla harcayamazsınız.

Kullanamadığınız kısım akıp yiter, siz onu kullanamasanız da hesaptan  düşer.

Bu hesabın devri de yoktur. Her günün başında hesap açılır, günün sonunda da yararlanamadığınız bakiye silinir.

Günlük hesabınızı iyi kullanamadıysanız bu sizin kişisel zararınızdır.

Tasarrufu olmadığı gibi avansı da yoktur bu hesabın. Gününüzü o günkü hesaptan karşılamalısınız.

Mutluluk, sağlık ve başarı için bu hesabı her gün en hesaplı şekilde kullanmanız gerekir.

Zaman özürlü olmanın nedenleri…

  • Uzun vadeli bakışla hayata, kısa vadeli bakışla da güne dair hedeflerin belirsizliği
  • İyi planlama yapamamak, ya da eski planı revize ederek iyi uygulayamamak
  • Aşırı iş yükü, ani çıkan cari işler yüzünden öncelikleri iyi belirleyememek
  • Aşırı özgüvene dayalı esneksizlik ya da özgüvensizliğe dayalı sorumsuzluk, özdenetimsizlik, kararsızlık, dağınıklık, aşırı ayrıntıyla uğraşmak gibi kişisel haller…

Zaman Kavanozunuzu akıllıca doldurun!

Bir günümüzü bir kavanoza benzetirsek, bir sürü işi bu bir günlük zaman kavanozuna nasıl sığdıracağız, sorunuza ünlü bir yönetim gurusu unvanı ile Stephen Covey,  dilimize Önemli İşlere Öncelik diye tercüme edebileceğimiz, First Things First isimli çalışmasında yer alan aşağıdaki kişisel gelişim öyküsüyle cevap versin şimdi de:

Üniversitede “etkili zaman yönetimi” dersi veren bir profesör masanın üzerine geniş ağızlı, büyük bir kavanoz koydu. Sonra çıkardığı iri taşları özenle kavanozun içine yerleştirdi ve öğrencilerine dönerek:

“Kavanoz dolu mu?” diye sordu.

Öğrencilerin “evet, dolu” diye yanıtı üzerine bu kez masanın altından çakıl taşları çıkartarak kavanoza döktü. Sonra kavanozu çalkalayarak çakıl taşlarını büyük taşların arasına yerleştirdi.

Ve yine öğrencilere sordu: “Kavanoz dolu mu?”

Bu kez öğrenciler “muhtemelen dolmamıştır” diye temkinli bir cevap verdiler. Bunun üzerine profesör kavanoza biraz da kum ilave ederek sorusunu tekrarladı:

“Peki şimdi kavanoz dolu mu?”

Öğrenciler bu kez “Hayır! diye bağırdılar.

Profesör aldığı yanıt üzerine bu kez de kavanozu ağzına kadar suyla doldurdu ve öğrencilere bu gösteriyle onlara ne anlatmak istediğini sordu. Öğrencilerden biri cevap verdi:

“Eğer gerçekten çaba gösterirseniz yaşantınıza çok daha fazlasını sığdırabilirsiniz”.

“Hayır” diye karşı çıktı profesör ve devam etti:

“Eğer kavanoza “önce büyük taşlar”ı yerleştirmezseniz, daha sonra bunları kavanoza sığdırabilmeniz mümkün müdür?

Dakikalarınızı, günlerinizi, haftanızı, ayınızı, yılınızı planlarken kendinize daima, “bu yeterince büyük bir taş mı?” diye sorun ve karar verirken onlara öncelik tanıyın.

Vaktinizi almak isteyen bir çakıl taşına ya da kum taneciğine kısaca “Hayır” diyebilirsiniz. Çünkü “Hayır” kendi başına bir cümledir ve başka bir açıklamayı gerektirmez.”

 Ortadoğulu düşünür Halil Cibran der ki… 

Ve bir gökbilimci dedi ki: Üstat, Zaman?

Ve o yanıtladı:
Ölçüsüz ve ölçülemez olan zamanı ölçmek istersiniz.

Davranışlarınızı ve hatta ruhunuzun yolunu saatlere ve mevsimlere göre ayarlamak, belirlemek istersiniz.

Zaman, kıyısında oturup akışını izlediğiniz bir ırmak olsun istersiniz.

Oysa içinizdeki başsız ve sonsuz olan, yaşamın başsız ve sonsuzluğunun ayırdındadır.

Ve bilir ki, dün, bugünün anısından ve yarın, bugünün düşünden başka bir şey değildir.

Ve bilir ki, içinizdeki şarkı söyleyen ve düşünen, hala yıldızları evrene saçan o ilk anın sınırları içinde yaşamaktadır.

Aranızda tam da bu aşkı, bir başka aşk düşüncesine, bir başka aşk davranışına izin veremeyecek denli yoğunlaşmış, sınırsız olsa da varlığının merkezinde tutuklu bu aşkı hissetmeyen var mıdır?

Ve zaman da tıpkı aşk gibi bölünmemiş ve sınırsız değil midir?

Fakat eğer düşünürken zamanı mevsimlerle ölçmeniz gerekiyorsa, bırakın her mevsim bütün diğer mevsimleri sarsın.

Ve bugün geçmişi anılarla ve geleceği özlemle kucaklasın.

(Halil Cibran, Ermiş, (çev.) Ayşe Berktay, Alkım Yayınevi, İstanbul, 2006, s. 65.)

Zamanı Kavramak

Zaman döngümde başa dönerek, Salvador Dali’ye tekrar dikkat kesildiğimde artık sanki birşeyler yakalıyorum; biri ağacın dalından sarkan iki eğik-bükük saatin yanında gözleri kapalı insanı sarıp sarmalayan saatle belli ki işaret etmek istediği hem insanı sarıp sarmalayarak yakalayan,  hem de insanın bilincine varabildiği kadar yakalayabildiği zaman…

Ya akrep ve yelkovansız, üzerinde karıncalar gibi gezinerek yaşadıkları zaman…

ZamANa Dair Sonsöz

Ne geçmiş adıyla geride kalan, ne de gelecek adıyla gelmekte olan, yalnızca “şimdi” de denilen zamANdaki “an”dır yakalayabileceğin hakiki armağan.

Not: Aşağıda linki verilen “Zaman Yönetimi Nedir” başlıklı yazıyı da okumak isteyebilirsiniz.

ZAMAN YÖNETİMİ NEDİR

Yorumlar

yorum

YAZAN Mel Duyson

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.