KONUŞMAK VE DİNLEMEK konusmak-dinlemek Full view

KONUŞMAK VE DİNLEMEK

Sound Business” (Ses işi) kitabının yazarı ve aynı zamanda bir de ses ajansı sahibi olan Julian Treasure “Ses nasıl kullanılır?” diye soruyor. Sesin önemine dikkat çekmek için de “Bizi çepeçevre saran sese dikkat!” uyarısında bulunuyor. Sesin bizi nasıl etkilediğine vurgu yapan Treasure, sesin insanlarda üretkenlik, stres, enerji veya paragöz gibi karakterlerden birini veya birkaçını tetiklediğine vurgu yapıyor.

Julian Treasure’in dünyaca ünlü sunum sitesi TED’de yaptığı bir kaç konuşma var. Bu konuşmaların en ilgi çekeni ise iletişim bağlamında Konuşmanın Yedi Ölümcül Biçimi üzerinden hareketle ses kullanımı üzerinde yaptığı iki konuşma dikkat çekiyor:

Her an kullandığımız bir enstrümandır insan sesi; dünyada muhtemelen en güçlü ve en etkileyici sestir. Milyonlarca insanın ölümüne neden olacak bir savaşı da başlatabilir; veya “Seni seviyorum” sesiyle aşkı da. Ancak insanlar konuştuklarında diğer insanlar onları dinlemezler, neden? Peki, dünyayı değiştirecek kadar güçlü bir şekilde nasıl konuşabiliriz?

İşte, yedi ölümcül konuşma biçimi!

Birincisi, dedikodu yapmak; yani kişi hakkında, o kişi bulunmadığı halde, arkasından konuşmak. Bilindik adıyla gıybet etmek.  Bu ölümcül müdür? Evet. Bize bir başkası hakkında dedikodu yapan kişi, bilmeliyiz ki, yanımızdan ayrıldıktan sonra da bizim hakkımızda gıybet edecektir. Günlük hayatta, siyasetin sevilmediğini hissederiz ama neden sevilmediğini bilemeyiz. Nedenlerinden biri şu olsa gerek: Kendine muhalif olanların ksuurlarını, yanlışlarını ve ayıplarını sıralayarak, sürekli olarak aleyhlerine konuşmak.

İkincisi, yargılamak; Her insan yargılanmayı hak etmediğini; çünkü gerçeği kendisinin bildiğini düşünür. Yanlış bile düşünseler, insanlar hakkındaki konuşmalarınızda seçtiğiniz kelimeler ve cümleler diğer insanları yargılayıcı olmamalıdır.

Üçüncüsü, olumsuzluktur; Negatif duran bir yüze kim bakmak ister. Suratı asık, ağzından her an bir olumsuz kelime çıkacakmış gibi duran, avına saldırmak üzere olan bir çakal gibi saldırgan kimseyi kim dinler ki? Olumsuzluk illa da mimiklerde olmayabilir. Şikayet içeren olumsuz kelimeler kullanmak, bardağın boş tarafından başka bir şey görmemek ve söylememek de bir negatifliktir.

Dördüncüsü, bahanecilik; Bazı insanların karakteridir suçlayarak konuşmak. Bunlara suçlama makinesi de denilebilir. Sorumluluk almaya gelince de ortalarda görülmezler. Bu tür konuşmalar ne sıkıcı olur değil mi?

Beşincisi, abartıcılıktır, mübalağadır; İnsanların genlerinde vardır: Sevdiği şeyi abartır; sevmediğini de yerin dibine batırır. Bu doğru mu? Elbette yanlış. Bir şeyi olduğu gibi vasfetmek gerekir. Çünkü mübalağa etmek, sevdiğin şeyle yetinmeyip olmayan bir şeyi de var gibi göstermektir. Bu aslında abarttığın kişiye de bir ihanettir. Bu bakımdan iyi bir konuşma yapmak istiyorsanız anlattığınız konuyu tüm yalınlığıyla, tüm sadeliğiyle akıllara havaele edin. Zaten abartı bir tür yalancılıktır. Yalancıyı kim dinler ki!

Altıncısı, doğmatik ifadelerdir; Önyargıların temel nedeni budur. Dogmatik ifadeler dinleyiciyi tuş etmek isteyen ve itiraz edilmesi imkansız sözlerdir. Bu tür konuşmaları dinlemek de sıkıcıdır.

Yedincisi ise yalancılıktır; İnsanları zehirleyen, toplumları çökerten en temel etkendir yalancılık. Bozgunculuktur. Hangi düzeyde olursa olsun, hangi durumda olursa olsun yalan bir dinamittir; altına konulduğu toplumları batırır. Sözle veya davranış yoluyla ortaya konulan bir yalan insan doğasına zıt bir söylemdir.

İşte kaçınılması gereken konuşma türleri bunlardır.  Siz siz olun bu tür konuşanları dinlemeyin! Değer verdiğinize değmez.

Dinlemenin erdemi

İnsanoğlu, insani erdemlerin başında gelen “Dinleme”yi gittikçe kaybediyor. İletişim halindeki bir insan zamanının yaklaşık % 60’nı dinlemeye harcamalıdır. Bu bir nezakettir. Medeni bir kuraldır. Lakin, bu konuda iyi değiliz. Biz, neyi dinliyorsak, ancak bunun % 25’ni hatırlıyoruz. Neden?

Aslında, biz muhatabımızı dinlerken seslerin anlamından hareketle dinleme eyleminde bulunuruz. Mental süreç bu şekilde başlar ve zihnimizde bu anlama uygun çıkarımlar yaparız. Dinleme anında bizi düşünmeye iten, anlamlar çıkarmamıza neden olanlar ise sese bağlı olarak sesin şiddeti, tonu, yumuşaklığı, sertliği gibi faktörlerdir.

Dinlemeyi neden kaybediyor insan türü? Bir çok neden var. Birincisi duyduklarımızı yazma, kaydetme, videoya alma gibi buluşlar nedeniyle dinlemeyi ihmal ediyoruz. Yani “Sonra dinlerim” diyerek o anda dinlememiş oluyoruz.

İkincisi gürültülü bir dünyada yaşıyoruz. Bu kakofonik ve düzensiz yaşam görsel ve dinletisel hayatmızı olumsuz etkiliyor. Hatta dinlemek daha yorucu olabiliyor. Çare olarak araç gereçler geliştiriliyor ve daha çok içimize kapanıyoruz.

Sabırsızlığımız bir başka nedendir. Artık kimseyi dinlemez hale geldik. Kendi dünyamızda kendi kendimizi dinlemeyi daha çok tercih durumu söz konusu. Kendimizi dinledikten sonra da kişisel yayınımızı yapıyoruz; yani sadece biz konuşuyoruz; dinleyecek insan arıyoruz. Dinlemek bir erdemdir. Dinlemek anlamayı kabul etmektir. Mantıklı dinlemek bize yeni sonuçlar kazandırabilir.

© MegaBeyin Araştırma Merkezi

Yorumlar

yorum

YAZAN megabeyin

Yazar hakkında kısa bilgi

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.