• Ana Sayfa  /
  • 2.Sayı   /
  • DÜNYA HAFIZA ŞAMPİYONASINA HAZIRLANIRKEN NASIL BESLENDİM?
DÜNYA HAFIZA ŞAMPİYONASINA HAZIRLANIRKEN NASIL BESLENDİM? dunya-hafiza-sampiyonasina-hazirlanirken-nasil-beslendim Full view

DÜNYA HAFIZA ŞAMPİYONASINA HAZIRLANIRKEN NASIL BESLENDİM?

Dünya hafıza şampiyonasına hazırlandığım ilk yılların başlarında öğleden evvel dört ve öğleden sonra dört saat olmak üzere günde sekiz saat hafıza egzersizleri yapıyor ve bilgisayarın başında binlerce rakam ve kelimeyi hafızamda tutuyordum. Şüphesiz bu egzersizlerde beynim çok enerji harcıyor, yoruluyor ve öğlene doğru iyice acıkıyordum. Ancak yemekten sonra üzerimde bir ağırlık hissediyordum. Hatta uyku bastırıyor ve konsantrasyonumun da azaldığını görüyordum. Bu benim için o zamanlar içinden çıkılmaz bir problem olmuştu. Bir taraftan vücudumun ihtiyacı olan yiyecekleri yemeliydim. Diğer taraftan da yemekten sonra zihinsel performansımın ve dolayısı ile skorlarımın düştüğünü görüyordum. Ne yapmalıyım diye düşünmeye başladım. “Acaba zihinsel potansiyelimi negatif etkileyen bir yiyecek kombinasyonu mu buna sebep oluyor?” diye endişelenmeye başlamıştım. Eminim birçok öğrenci ve işadamı hala öğle yemeğinden sonra benim gibi hissediyordur.

Örneğin karbonhidratlar enerji sağlıyordu ama bu çok kısa sürüyordu. Öğlen yemeklerinde daha hafif ve daha sağlıklı nasıl beslenebilmenin hesaplarını yapmaya başladım. Özellikle beyni besleyen yiyeceklerin ne olduğunu araştırmaya başladım. O zaman yaptığım araştırmalar sonucunda buna neyin sebep olduğunu bulmuştum. Örneğin makarna ve hamur işi yerine tavuk eti yemeye karar verdim, patates kızartması yerine bazen meyve, bazen de yeşil sebze salatlarını tercih etmeye başladım. Gazoz tipi tüm içecekleri kestim. Ayrıca araştırmalarımda yoğun öğrenme ve konsantrasyon gerektiren zihinsel faaliyetlerin vücudumdaki B vitaminlerini hızla tükettiğini ve bu durumun da bende geçici hafıza zayıflığı yarattığını öğrendim. Yemeklerde ayrıca takviye olarak B-Complex vitaminleri aldım. Farkı hemen hissetmeye başlamıştım. Konsantrasyonum eskisi kadar düşmüyordu ve uykum gelmiyordu. Bu yiyecekler de beni karbonhidratlar kadar doymuş hissettiriyordu ama bedensel ve zihinsel potansiyelimin düşmesine neden olmuyordu. Ama yine de yiyeceklerle ilgili birşeyler daha yapabilirim diye hissediyordum.

Derken, kan dolaşımı ile beyne taşınan oksijen ve besinler üzerinde düşünmeye başladım. Örneğin aspirin içersem ve kanın koyuluğu azalırsa, belki kan besinleri beyne daha kolay taşır diye çeşitli hipotezler oluşturuyor ve bunları deniyordum. Ancak bu kadar detaylı düşünmeme rağmen çok önemli bir şeyi atladığımı farkettim. Atladığım en önemli husus şuydu:

Öğlen yemeğinden sonra yiyeceklerin hazmedilmesi için kan daha çok mide ve bağırsak bölgesine yöneliyor ve beyne giden kan miktarı azalıyordu. Bu durum da geçici bir süre zihinsel potansiyelin düşmesine neden oluyordu. Bunun da çözümünü buldum. Öğlen yemeğimi ikiye bölerek yarısını öğlenleyin, diğer yarısını da ikindi zamanında yemeye başladım. Az yenen öğle yemeği sonucu mide ve bağırsaklar bölgesine giden kanın miktarı da çok olmuyor ve bu durum artık zihinsel performansımı da etkilemiyordu. Özet olarak öğlen arasında özel olarak beynimin ihtiyacı olan besinlerden oluşan yiyecekleri azar azar yiyordum. O günlerde böyle bir diyet sonucunda hafızamda tutabildiğim sayıların ve kelimelerin kısa sürede artması beni nasıl da heyecanlandırmıştı bilemezsiniz. O günden bugüne üç öğünde yemem gereken yiyecekleri altı farklı öğünde yediğimi söyleyebilirim.

Yorumlar

yorum

YAZAN Melik Duyar

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.