• Ana Sayfa  /
  • 3.Sayı   /
  • İki dillilik – iki Dili Konuşanlar Daha mı Başarılı?
İki dillilik – iki Dili Konuşanlar Daha mı Başarılı? iki_dillilik Full view

İki dillilik – iki Dili Konuşanlar Daha mı Başarılı?

İki dillilik –  Bir dilden daha fazlasını konuşmak, küreselleşen dünyada pratik yararlar sağladığı gibi beyin sağlığı açısından da oldukça önemli. Bu önemi bilen insanlar, okulların zorlukla öğretmeye çalıştığı bir yabancı dil ile yetinmek değil, daha fazlasını öğrenmek amacıyla farklı yöntemlere başvuruyorlar ve farklı girişimlerde bulunuyorlar.

Ana dilden farklı bir dil bilmenin, ya da iki dillilik,  akla gelen ilk özelliği insanı daha zeki yapması. İki dillilik hakkında yapılmış çok sayıda araştırma var.

Bir dilden daha fazlasını bilen insanların zihinsel beceriler yönünden daha yüksek meziyetlere sahip olmaları yanında, yaşlanmaları durumunda demans (bunama) hastalığına yakalanmaktan da kurtulmaktadırlar.

Kanada’da yapılan bir araştırmada, anadil haricinde başka bir lisan kullanmanın, iki dillilik, beyni çalıştırıp, Alzheimer’ı yavaşlattığını ortaya çıkardı.

Araştırmayı yürüten Profesör Ellen Bialystok, “Kişi, yabancı dili ne kadar iyi bilirse etkisi beyne o kadar fazladır” dedi. “40, 50, 60 yaşlarında dil öğrenmek beyni çalıştırır ve olumlu etkileri olur.” diyen Bialystok, 450 Alzheimer hastasını incelediklerini belirterek, yabancı dil bilmeyen hastaların birden fazla dil bilen kişilere göre dört ile beş yıl daha erken hasta olduklarını açıkladı.

Bir başka araştırma ise Belçika’nın Gent Üniversitesi tarafından yapıldı. http://interajans.nl sitesinde yayınlanan habere göre, araştırmacı Evy Woumans, iki dilli yetiştirilen çocuklarda bilişsel gelişimin daha iyi olduğunu, çift dilliliğin kişinin yetişkinlik döneminde de fayda sağladığını ve Alzheimer gibi hastalıkların ilerlemesini yavaşlattığını kaydetti.

İki dilliliğin beyni çalıştırdığı belirtilerek, çift dilde eğitim gören anaokulu öğrencilerinin zeka testinde tek dilde yapılan eğitim programına katılan çocuklardan daha başarılı oldukları ifade edildi. İki dilliliğin yetişkinlerde de bilişsel becerileri arttırdığı belirtildi. Özellikle çevirmek gibi sürekli iki dil ile meşgul olanlarda bu becerilerin daha yüksek olduğu saptandı.

Araştırmacı, insanların konuşurken dil tercihlerini neye göre yaptıklarını da inceledi. Dil tercihinde diğer kişinin yüzünün belirleyici faktör olduğu saptandı. Çift dilli kişinin sürekli belirli bir dilde konuştuğu kişiyi gördüğünde otomatik olarak o dili seçtiği kaydedildi. Diğer kişinin iki dili de kullanması durumunda, iki dilin de beyinde aktif hale geldiği belirlendi.

İngiltere’de yer alan Lancaster Üniversitesi araştırmacılarından psikodilbilimci Panos Athanasopoulos. “Farklı dil konuşan insanların farklı birer düşünce yapısına sahip olup olmadıklarına odaklanmak yerine, bir insanda aynı anda birden fazla düşünce yapısının var olup olamayacağını araştırdık” diye ekliyor.

Melih Rüştü Çalıkoğlu tarafından kaleme alınan ve https://www.linkedin.com’da yayınlanan bir yazıya göre, Athanasopoulos ve arkadaşları özellikle Almanca ve İngilizce konuşanların olaylara karşı nasıl davrandıkları ile ilgileniyorlardı.

İngilizce “Bermuda’ya yolculuk ediyordum ve Elvis’i gördüm” ve bundan farklı olan “Bermuda’ya yolculuk ettim ve Elvis’i gördüm” gibi zaman içerisinde durum oluşturan hareketlerle ilgili farklı gramer araç setlerine sahip. Bu farklılığın bulunmamasından dolayı Almanca konuşanlar daha çok olayın başlangıcı, ortası ve sonuna ilişkin konulara odaklanıyorlar. İngilizce konuşanlar ise olayın uç noktalarını sıklıkla bir kenara bırakıp, doğrudan harekete odaklanmayı tercih ediyorlar. Dolayısıyla aynı olaya bakan Almanca konuşan bir kişi daha ziyade “Bir adam evi terk ediyor ve dükkâna yürüyor” derken İngilizce konuşan bir kişi sadece harekete odaklanarak “Adam yürüyor.” diyebiliyor.

Yeni araştırma diller arasındaki farklılıkların olaylara bakışını etkilediğini gösteriyor. Athanasopoulos ve ekibi her iki dilden kendi anadilini konuşan 15’er kişiye insanları yürürken, bisiklete binerken, koşarken ve araba sürerken gösteren bir dizi video kaydı seyretmelerini istediler. Her üç video setinde de, araştırmacılar deneye katılanlardan gördükleri bir sahnenin belirli bir amacı olan bir sahneyi mi (bir kadın yolda park ettiği arabasına doğru yürürken), açık seçik amaç odaklı bir sahne mi (bir kadın binadan içeri giriyor) yoksa hiç amacı olmayan (bir kadın patikada yürüyor) bir sahneyi mi sergilediğine ilişkin bir tanımlama yapmaları istendi.

Almanca konuşanların belirsiz amaçlı sahneleri denemelerin ortalama % 40’ında belirli bir amaç içerecek şekilde tanımladıkları görüldü. Aynı durum İngilizce konuşanlarda % 25 seviyesinde kaldı. Aradaki bu fark Almanca konuşanların daha büyük bir ihtimalle insanların davranışlarının olası sonuçlarına odaklandıklarını, İngilizce konuşanların ise hareketin doğrudan kendisine odaklandıklarını göstermektedir.

Öte yandan birden fazla dil konuşanlar ise bu iki farklı bakış açısı arasında zihinlerinde en aktif olan dile göre geçiş yapabiliyorlar. Araştırmacılar İngilizcesi iyi olan 15 Alman üzerinde yaptıkları gözlemde, yalnızca Almanca bilen Almanlar kadar hedef odaklı olabildiklerini fark ettiler. Ancak benzer şekilde Almanca konuşabilen 15 İngiliz üzerinde yapılan testlerde onların da tıpkı yabancı dil bilmeyen İngilizler gibi hareket odaklı olduklarını gözlemlediler. Bu farklılık kültürün bir etkisi olarak da görülebilir, ancak ikinci bir deney iki dil bilenlerin günlük yaşamda gerektiğinde kolayca dil değiştirebildikleri kadar hızlı bir biçimde bakış açılarını da değiştirebildiklerini gösterdi.

Bu bakımdan araştırmacılar, eğitimciler ve politik karar vericiler el ele vererek ana dilden daha fazlasını konuşan insanlar haline gelebilmemiz için neler yapmalıyız tartışmalılar.

Peki birden fazla dil konuşabilen insanları farklı yapan ne?

Köln Üniversitesinden Dilbilimci Prof. Dr. Claudia Riehl, çok dilli olanların, kavrama, hızlı reaksiyon, dikkat kontrolü gibi en az 10 alanda daha yetenekli olduğunu kaydetti. Diller arasında geçişlerle yapılan beyin jimnastiği ve beyinlerinde oluşan fazla gri hücreler sayesinde çok dillilerin demans hastalığına daha geç yakalandığını belirten Prof. Dr. Riehl, ancak bunun dilin yeterli olarak bilinmesi ve aktif olarak kullanılmasına bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

Köln’de düzenlenen, “Temel eğitimde çok dillilik” sempozyumunda çok dillilikle ilgili yapılan 10 ayrı araştırmayı tanıtan dil bilimci Prof. Dr. Claudia Riehl, çok dillilerin tek dillilere göre, hızlı reaksiyon, dil dikkati, kavrama yeteneği gibi en az 10 alanda daha yetenekli olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Claudia Riehl sunumunda ayrı ayrı yetenekler ortaya koyan 10 farklı araştırma sonuçlarını tanıttı. “Çok dillilik normal durum, tek dillilik tedavi edilebilir” sloganı kullanan Riehl, “Aslında biz insanlar çok dil öğrenme ve konuşmaya ayarlanmışız.” dedi.

Ardından çok ve tek dillileri karşılaştıran beyin, eğitim ve psikoloji alanlarındaki araştırmaları tanıtan Riehl, tüm bu araştırmaların çok dillilerin daha avantajlı olduğunu ispatladığını vurguladı.

Birinci olarak, olaylar ve kişiler hakkında fikir sahibi olma ile ilgili araştırmadan bahseden Riehl, çok dillilerin bu yeteneğine dikkat çekti.

Riehl, Kanada’da yapılan “İletişim yeterliliği ve dilleri ayırabilme” araştırmasında da çok dillilerin daha yetenekli olduğunun tespit edildiğini kaydetti.

Üçüncü araştırmanın ise “Dikkat kontrolü” ile ilgili yapıldığını belirten Riehl, “Dört ve altı yaş arası çocuklarda yapılan bu araştırmada, aynı elementlerde sorular, örneğin sayıdan renge dönüşünce çok dillilerin dikkat kontrolünde daha başarılı olduğu görüldü. Çünkü çok dilli çocuk diğer dil başlayınca öncekini bloke etmeyi biliyor.” dedi.

İtalya’nın Süd Tirol, Ladin bölgesinde yapılmış, “Reaksiyon testi” araştırmasını da aktaran Riehl, “Üç dilin konuşulduğu bu bölgedeki yüzlerce yetişkinin katıldığı araştırmada, çok dillilerin daha iyi reaksiyona sahip olduğu tespit edildi. Çok dilliliğin avantajı ömür boyu sürüyor.” dedi.

Beşinci olarak “Dil dikkati” araştırmasını aktaran Riehl, “Elma burnun üzerinde biter.” şeklinde dikkat dağıtıcı bir cümlede, tek dillilerin buradaki mantıksızlığı görmesine karşın, çok dillilerin hem bu mantıksızlığı, hem de gramer hatasını görebildiğini kaydetti.

Riehl, “Yani çok dilliler cümlelerin içeriğinin yanı sıra formuna da eş zamanlı konsantre olabiliyor.” dedi. “Kreatiflik” araştırmasından da çok dillilerin daha başarılı çıktığını aktaran Riehl, “Beyin araştırmaları ise çok dillilerin sadece beynin dil merkezinde değil, beynin üç farklı alanında daha avantajlı olduğunu ortaya koydu. Erken yaşta çok dilli olanların beyninde başka dilleri öğrenmede yardımcı olan bir ağın oluştuğu tespit edildi. Üstelik sonradan öğrendiği üçüncü dili konuşurken de beyni daha az yoruluyor.” dedi.

Sekizinci araştırmada ise, çok dilliliğin beyinde faydalı gri bölgelerin yoğunlaşmasını sağladığına dikkat çeken Riehl, “Beynimizde gri hücreler ne kadar yoğunsa o kadar avantajlıyız. Dikkat yeteneğimizin artmasıyla direkt ilişkisi var. Yaşlılıktaki yetenekliliği de etkiliyor. Maalesef tam ortadan kaldırmıyor, ama iki dillilik demans hastalığını 4,5 yıl geciktiriyor. Bu hem iki dillilik kişinin dilden dile geçerek beyin jimnastiği yapmasıyla, hem de beynindeki gri hücrelerin daha fazla olması ve daha geç tükenmesiyle ilgili.” dedi.

İki dillilik – Diğer bir araştırmada ise erken yaşta ikinci dil öğrenmiş kişinin ileride daha iyi yabancı dil öğrendiğinin ispatlandığını aktaran Riehl, onuncu olarak eğitim araştırmalarının çok dilli çocukların beyninde, tüm dilleri kapsayan bir sistemin oluştuğunu gösterdiğini kaydetti. Ancak dil yeterliliğinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Riehl, az veya pasif dil bilmenin bu avantajları sağlamadığını, bu yüzden çocukta çok dilliliğin hem anne-baba, hem de okullarda desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

En az iki dillilik veya Anadilinden farklı bir dili öğrenmek isteyenlere ne mutlu!

Yorumlar

yorum

YAZAN Mega Beyin Araştırma Grubu

Yazar hakkında kısa bilgi

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.